Solunum sistemi burun ve ağızdan akciğerlere kadarki solunum yollarından oluşan pulmoner sistem, kan damarları, venler ve kalpten oluşan kardiyovasküler sistem ve diyafram gibi çeşitli  kaslarından meydana gelir. Hava, oksijen yakıtını içeri almak ve atık ürün karbondioksiti dışarı atmak için bedenin içine ve dışına taşınır. Diyafram ise kaburgalarla beraber nefes alıp verme işlevini kontrol eden en önemli kastır.

Ağızdan içeri çekilen hava, boğazdan geçerek alt göğüs boşluğuna uzanır ve havanın akciğerlere iletilmesini sağlayan sağ ve sol bronşlara ulaşır. Alveollere ulaştığında solunum sistemi ile arasında oksijen ve karbondioksit geçişi gerçekleşir.

Kalp oksijenlenmiş kanı önce arterlere, sonra da aorta ile dışarı pompalar. Alyuvarlar oksijeni kan damarlarından doku hücrelerine taşır, doku hücrelerinden de karbondioksiti alır ve venler aracılığıyla kalbin sağ tarafına taşır. Kalp pulmoner arter aracılığıyla kanı akciğerlere pompalar, burada karbondioksit oksijenle değiştirilir ve nefes ile dışarı atılır.

Oksijen var olan en aktif, tepkisel maddelerden biridir. Hidrojen veya karbon gibi farklı elementlere kolayca bağlanabilir, onlarla tepkimeye girebilir. Yani, bir oksijen molekülü (O2) elektrik yükünün bir kısmını kaybederek bir süperoksit radikali (O2), yada hidrojenle birleşerek bir hidroksit (OH) radikali veya iki hidrojenle birleşerek hidrojen peroksit (H2O2) oluşturabilir. Oksijen radikalleri denen bu kimyasallar yanlış beslenme, alkol ve sigara kullanımı, ağır travmalar karşısında yeterince nefes alınamaması ile zaman içerisinde toksik hale gelir, kanser de dahil olmak üzere tüm hastalıkların sebebini oluştururlar. Bunun yanı sıra, hücrelerin yapısını değiştirerek enerji üretimini, kasların işlevini engeller hatta bağışıklık sistemini çökertirler.

Hava 21% oksijen, 78% azot, 0,93% argon, 0,03% karbondioksit ve su buharından meydana gelir. Bu maddelerin alveollerin içindeki oranları ise sırasıyla 14% oksijen, 75% azot, 5% karbondioksit, 6% su buharıdır. İlham nefesi ile alveollerdeki 14% olan oksijen yoğunluğu 21%’e yükselerek kanda ve dokularda oksijen artışı meydana gelir. Hücrelere daha fazla besin ulaşırken, hücrelerden de daha çok karbondioksit toplanır. Oksijen oranının artması alveollerdeki azot hücrelerinin azalmasına sebep olur. Azot, uyuşturucu etkisi olan bir maddedir ve miktarının azalması bedenin daha hassas ve uyarılabilir hale gelmesini sağlar. Bu hassasiyet, nefesin aktivasyonunun ve dönüşümün ilk adımıdır.

İlham nefesi tüm bedenin toksik maddelerden arındırarak fiziksel olarak, hücre hafızamızda bulunan hatırlayabildiğimiz veya hatırlayamadığımız tüm anıları yüksek bilince taşıyarak duygusal ve zihinsel olarak şifalanmamızı sağlar. Enerjinin kimyasal formu olan ATP’yi (adenozin trifosfat) üretmek için oksijene ihtiyacımız vardır. İlham nefesi ile bedenin oksijen yoğunluğu artırılırken enerji santralleri de harekete geçer, böylece kendimizi daha enerjik hissederiz. Bedenimizdeki tüm sistemler bu bolluk karşısında neşe ile fonksiyonlarını sürdürmeye devam ederler.

*** Judith Kravitz – Derin Nefes Al Neşeyle Anda Kal kitabından faydalanılmıştır.

Solunum sistemi burun ve ağızdan akciğerlere kadarki solunum yollarından oluşan pulmoner sistem, kan damarları, venler ve kalpten oluşan kardiyovasküler sistem ve diyafram gibi çeşitli  kaslarından meydana gelir. Hava, oksijen yakıtını içeri almak ve atık ürün karbondioksiti dışarı atmak için bedenin içine ve dışına taşınır. Diyafram ise kaburgalarla beraber nefes alıp verme işlevini kontrol eden en önemli kastır.

Ağızdan içeri çekilen hava, boğazdan geçerek alt göğüs boşluğuna uzanır ve havanın akciğerlere iletilmesini sağlayan sağ ve sol bronşlara ulaşır. Alveollere ulaştığında solunum sistemi ile arasında oksijen ve karbondioksit geçişi gerçekleşir.

Kalp oksijenlenmiş kanı önce arterlere, sonra da aorta ile dışarı pompalar. Alyuvarlar oksijeni kan damarlarından doku hücrelerine taşır, doku hücrelerinden de karbondioksiti alır ve venler aracılığıyla kalbin sağ tarafına taşır. Kalp pulmoner arter aracılığıyla kanı akciğerlere pompalar, burada karbondioksit oksijenle değiştirilir ve nefes ile dışarı atılır.

Oksijen var olan en aktif, tepkisel maddelerden biridir. Hidrojen veya karbon gibi farklı elementlere kolayca bağlanabilir, onlarla tepkimeye girebilir. Yani, bir oksijen molekülü (O2) elektrik yükünün bir kısmını kaybederek bir süperoksit radikali (O2), yada hidrojenle birleşerek bir hidroksit (OH) radikali veya iki hidrojenle birleşerek hidrojen peroksit (H2O2) oluşturabilir. Oksijen radikalleri denen bu kimyasallar yanlış beslenme, alkol ve sigara kullanımı, ağır travmalar karşısında yeterince nefes alınamaması ile zaman içerisinde toksik hale gelir, kanser de dahil olmak üzere tüm hastalıkların sebebini oluştururlar. Bunun yanı sıra, hücrelerin yapısını değiştirerek enerji üretimini, kasların işlevini engeller hatta bağışıklık sistemini çökertirler.

Hava 21% oksijen, 78% azot, 0,93% argon, 0,03% karbondioksit ve su buharından meydana gelir. Bu maddelerin alveollerin içindeki oranları ise sırasıyla 14% oksijen, 75% azot, 5% karbondioksit, 6% su buharıdır. İlham nefesi ile alveollerdeki 14% olan oksijen yoğunluğu 21%’e yükselerek kanda ve dokularda oksijen artışı meydana gelir. Hücrelere daha fazla besin ulaşırken, hücrelerden de daha çok karbondioksit toplanır. Oksijen oranının artması alveollerdeki azot hücrelerinin azalmasına sebep olur. Azot, uyuşturucu etkisi olan bir maddedir ve miktarının azalması bedenin daha hassas ve uyarılabilir hale gelmesini sağlar. Bu hassasiyet, nefesin aktivasyonunun ve dönüşümün ilk adımıdır.

İlham nefesi tüm bedenin toksik maddelerden arındırarak fiziksel olarak, hücre hafızamızda bulunan hatırlayabildiğimiz veya hatırlayamadığımız tüm anıları yüksek bilince taşıyarak duygusal ve zihinsel olarak şifalanmamızı sağlar. Enerjinin kimyasal formu olan ATP’yi (adenozin trifosfat) üretmek için oksijene ihtiyacımız vardır. İlham nefesi ile bedenin oksijen yoğunluğu artırılırken enerji santralleri de harekete geçer, böylece kendimizi daha enerjik hissederiz. Bedenimizdeki tüm sistemler bu bolluk karşısında neşe ile fonksiyonlarını sürdürmeye devam ederler.

*** Judith Kravitz – Derin Nefes Al Neşeyle Anda Kal kitabından faydalanılmıştır.